• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/yunus.guven.1257
  • https://plus.google.com/u/0/102020983298916725602
  • https://twitter.com/guvenilaclama1
Çözüm ortağımız

HAŞERE KATALOĞU

HAŞERE KATALOĞU

Periplaneta americana

Amerikan Hamam Böceği Periplaneta americana ): Erginlerin boyu 2,5 – 4 cm. boyunda,  kırmızımsı kahve renkli olurlar. Yumurta paketlerini  duvar kenarlarına bırakırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 30 – 60 arasında yumurta paketi bırakır. Yumurta paketleri içerisinde genellikle 16 adet yumurta bulunur. Yumurta paketlerinin açılma süresi 6 – 12 hafta sürer. Nimflerin ergin hale geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 4 – 5 aydır. Erginlerin ömürleri 1 yıl olup, serin yerlerde 2 yıla kadar çıkabilmektedir.

 

 

Blatella germanicaAlman Hamam Böceği Blatella germanica ): 1,5 cm. boyunda, açık sarımsı  kahve renkte olurlar. Yumurtalarını yavru çıkıncaya kadar vücudunda yumurta kesesinde taşırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 4 – 12 arasında yumurta paketi bırakır. Yumurta paketleri içerisinde 35 – 45 adet yumurta bulunur. Yumurta paketleri 31 0C’de 16 günde açılır. Nimflerin ergin hale geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 1 – 1,5 aydır. Alman hamam böceklerinin çok yaygın olmasının nedeni , üreme yeteneğinin hızlı olmasıdır. Erginlerin ömürleri sıcak ortamlarda 3 – 4 ay, serin yerlerde ise 5 – 8 ay kadardır.

 

 

Doğu Hamam Böceği Blatta orientalis ): Erginlerin boyu 2 – 3 cm. boyunda, erkekleri koyu, kırmızımsı kahve ve dişileri daha koyu kahverenkte veya siyaha çalar renkte olurlar. Çoğalmaları amerikan hamam böceğine ile benzerlik göstermektedir.

oriental_cockroach02

Yaşam Şekilleri
Bu türler ev, lokanta, fırın, otel, hastane, gıda  depoları, kütüphane, büro, ve seralarda bulunurlar. Bu yerlerin mutfak ve kilerlerinde görülürler. Ayrıca gıda artıklarının bulunduğu yerlerdeki delik  ve  çatlakların içinde; banyodaki çamaşır dolapları, mutfaktaki ekmek dolapları ve çekmecelerin içinde; kâğıt ve kitap raflarında; lavabo banko altlarında, kanalizasyon sistemi ve bodrum gibi rutubetli ortamlar ve sıcak kalorifer kazanlarının bulunduğu, su borularının geçtiği bölgelerde görülürler.

İnsan sağlığına ve çevreye verdikleri zararlar

İnsanların bilhassa gıda maddelerine ve eşyalarına zarar verirler. Asıl zararları; bunlar üzerinde bıraktıkları pislikler, lekeler ve kokular olur. Böceklerin bulaşmasına maruz kalmış gıda  maddeleri yıkansa  veya pişirilse bile bu koku kaybolmaz. Bu koku böceğin karın kısmında bulunan bir guddenin ifrazatından ileri gelmektedir.

Gıda maddeleri direkt sağlığımızla  ilgisi bulunan kıymetlerdir. Birimlerinizde bulunan zararlılar, gıda maddelerinde geri dönüşü olmayan zararlar meydana getirirken aynı zamanda bu türlerin asıl zararları olan, vücutlarına ve ağızlarına bulaştırdıkları çeşitli hastalık etmenlerini insanlara ve hayvanlara taşımasıdır. Bu sebeple bu böceklere minör zararlılar gözüyle bakmak doğru değildir. İnsan ve hayvan sağlığı bakımından çok önemli sayıldıkları için bunlara karşı muhakkak şekilde mücadele uygulanması gerekir.

Bunlardan ayrı olarak, patojen ve simbiyotik olan 45 tür bakteri, 40 tür fungus, 6 tür maya, 90 tür protozoa ve 45 muhtelif tür solucan’ında bu böceklerle ilgili olduğu halen tespit edilmiş durumdadır. Bu verilen rakamların hamam böceklerinin mikroorganizmalarla ne kadar yakından ilişkili ve ne kadar potansiyel bir zararlı olduklarını göstermektedir. Bu haşereler veba, kolera, tüberküloz, dizanteri, tifo, koli, gibi hastalık etmenlerini de bir yerden diğer bir yere taşıyarak, gıda maddelerine bulaştırarak bu hastalıkların insanlarda görülmesine yol açar. Hatta bu zararlıların cüzzam ve kansere sebep oldukları yolunda görüşlerde mevcuttur.

Günümüzde zararlılara karşı kullanılan kimyasal ilaçların hemen tümünün hedef zararlıya olan etkilerinin yanında sıcak kanlı canlılara ve yararlı organizmalara da olumsuz etkileri bulunmaktadır. Unutmamamız gerekir ki;

HERŞEY ZEHİRLİDİR; HİÇ BİR ŞEY ZEHİR DEĞİLDİR, MADDEYİ ZEHİRLİ KILAN DOZDUR” ilkesi toksikolojinin temel yasasıdır.


AKREPLER  ( Scorpionidae):

Tespit Edilen Türler

Buthus gibbosus, Prionurus crassicaudata, Scorpiomaurus fuscus, Euscorpia italicus;  Türkiye’de yaşayan akrep türleridir.

ScorpionidaeErginlerinin boyu türlere göre değişmekle birlikte çoğunlukla 5 cm.’ dir. Sarı, mavi, kırmızımsı, kahverengi ve siyah renkte olurlar. Karnının son halkasında bir çift zehir bezi bulunan eğri bir iğne vardır. Solunumları trake sistemiyle olur. Canlı doğum yaparlar. (Vivipar). Dişileri 20 – 25 kadar yavru yaparlar ve yavrularını bir hafta sırtlarında taşırlar. 3 – 7 defa deri değiştiren yavrular 1 – 4 yılda gelişimini tamamlar ve yıllarca canlı yaşarlar. Örümcekler ve böceklerle beslenirler. Avlarını ağız ekleri (chelicera, pedipalpus) yardımıyla yakaladıktan sonra vücutlarının sonundaki  zehirli iğne ile sokarak öldürürler. Hayvan kışkırtılmazsa iğnesini kullanmaz.

 

 

Ctenocephalides felisPİRELER   (Ctenocephalides canis,  Ctenocephalides felis ):

Geriye doğru uzayan dikenlerle kaplı, yanlardan iyice basıklaşmış vücutlarıyla dikkat çeken pireler yaklaşık 1 – 10 mm. boylarındadır. Genellikle sarı tonlarında kahverengi, koyu kahverengi ve siyaha yakın koyu renktedirler. Çok güçlü bacakları sayesinde boyundan 200 katı aşkın sıçramalar yapabilirler. Pirelerin hayatı uzundur. Aralarında 1 – 2 yıl yaşayan türleri vardır. Dişi pireler yumurtalarını genellikle barınaklarda, zemin çatlaklarına, hasırların, kilimlerin, halıların altına, tozlu yerlere bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar organik artıklar ve yetişkin pirelerin pislikleriyle beslenirler. Larvalardan pupalar ve pupalardan yetişkin pireler çıkar. Bu gelişme süresi çevre ısısına ve pire türüne bağlı olarak değişir. 20 – 30 gün olabileceği gibi uygun olmayan şartlarda özellikle pupa dönemi uzayarak gelişme aylarca hatta bir yıl sürebilir. Pire, veba ve endemik tifüs yayılmasında aracıdır. Pirelerin önemli türleri Pulex irritans (insan piresi) ve Xenopsylla cheopis (sıçan piresi) dir. Pire ısırıkları kabarcıklı ve kaşıntılı, döküntü biçiminde kızarıklıklara yol açar

BİTLER P.humanus )

Pediculus humanusBitler boz renkli, birkaç milimetre uzunluğunda ve yengeci andıran biçimde asalak böceklerdir.Bit yumurtalarından nimfler çıkar. Nimf üç defa gömlek değiştirir ve yetişkin hale geçer. Yetişkin dişiler genellikle 8 – 10 yumurta verirler. Doğrudan dokunma ya da giyecekler aracılığıyla bulaşırlar. Vücut biti (Pediculus humanus)tifüs, Baş biti dönüşlü humma ve siper humması gibi hastalıkların yayılmasında önemli rol oynar. Bitlenme ayrıca, şiddetli kaşıntı, aynı bölgenin çok sayıda ısırılmasına bağlı olarak geniş şişlik ve kızartılara neden olur. Enfekte kan emen bit 6 gün sonra enfeksiyon nakledebilir. Enfekte bitlerin hayat süreleri kısadır, genellikle 12 günde ölür.

Vücut biti 2 – 4 mm. uzunluğundadır. Giysilerin dikiş yerlerinde ya da uygun kıvrımlarında barınır ve ürer. Deriye yalnızca kan emmek için gider. Yumurtalarını konağın iç çamaşırlarına bırakır.

Baş biti 1 – 2 mm. uzunluğundadır. Kan emmediği zaman sıkıca saç diplerine tutunur. Özellikle ense bölgesinde bulunurlar. Zaman zaman tutundukları yerleri bırakıp deriye inerek kan emer, sirke denen yumurtalarını saç diplerine sıkıca yapıştırırlar. Yumurtalar 7 – 8 günde açılarak içlerinden yeni bitler çıkar.

Bitlenmiş kişilerin kendileri, giysileri, yatağı, şapkası, başörtüsü ve tarağıyla temas edilmesi birer bulaşma nedenidir. Bitlenmelerle ilgili bölgelerin ince dişli bir tarakla sık sık taranması, bit öldürücü krem ve şampuanların kullanılması gerekir. Ayrıca bitlenen kişinin çamaşırları kaynatılmalı ve yakın ilişkide bulunduğu kişiler de aynı işlemler uygulanmalıdır.

TAHTAKURULARI (Cimex lectularius )

Bed_bug,_Cimex_lectulariusTahtakuruları, saklandıkları yerlerden gece çıkarak kanla beslenen, koyu kırmızı renkte, oval ve basık vücutlu olan, ortalama 4 – 5 mm. uzunluğunda böceklerdir. Kendilerine has tipik  viskiyi andırır  kokuları vardır. İnsanları özellikle vücutlarının örtülü olmayan yerlerinden ısırırlar. 6 – 8 haftada erişkin hale gelerek 200 civarında yumurta bırakırlar. Isırdıkları yerlerde kırmızı, yuvarlak ve sert kaşıntılı lezyonlar oluşur. Duyarlı kişilerde ürtiker, ödem ve kanamalı kabartılar görülebilir. Kaşıntıyla oluşan deri örselenmesi ikincil enfeksiyonları hazırlar. Ender olarak genel alerjik tepkiler ortaya çıkabilir. Emdiği kanın  sindirim artıkları yatak çarşafında koyu lekeler olarak görülebilir.

Konağa yalnızca beslenmek için gelen  asalak, daha sonra korunaklı yerlere çekilir. Emdiği kanı sindirmesi günlerce sürebilir. Tahtakurusunun insana hiçbir hastalık bulaştırmadığı sanılmaktadır. Tedavi genellikle belirtilere yöneliktir. Bu böceklerin üredikleri yapılarda bütünüyle yok edilmesi gerekmektedir. Ama kullanılan zehirlere karşı dirençli nesiller geliştiğinden tahtakurusuyla mücadelede de farklı kimyasal maddeler denenmek zorunda kalınmaktadır.

Özellikle Yatak tahtakuruları olarak adlandırılan türlerinin hemen hepsi kuş ve memelilerden kan emerek beslenirler. Genellikle geceleri kan emmek için çıkarlar, diğer zamanlarda ışıksız ortamlarda saklanırlar.

BALARIS(Apis mellifera,  Honeybee)

Boy: 1,30 cm  Renk: Altın sarısı ve kahverengi çizgili

ÖZELLİKLERİ

Balarıları on yılı aşkın süre yaşayan koloniler kuran sosyal bir arı türüdür. Doğal ortamda ağaç kovukları, mağaralar, kayalıklardaki yarıklarda yuva yaparlar. Ara sıra tavan aralarında, duvar boşluklarında ve baca içlerinde de yuvalarına rastlanır. Bir arı kolonisi, bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10 – 80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Bu arılar çiçekli bitkilerden polen ve nektar alıp, bunları kullanarak kış boyunca kolonilerini besleyecek balı üretirler. Arıları binalardan uzaklaştırmayı zorlaştıran etken, peteklerinin bulundukları oyuklukları tamamen doldurmasıdır.

Arı yavruları, sırasıyla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak erişkin hale gelirler. Kraliçe arının yumurtaları bırakması ile başlayan bu dönem boyunca arı yavrularına son derece özenli ve dikkatli bir bakım uygulanır. İşçi arılar öncelikle kraliçenin yumurtlaması için peteklerin içinde özel olarak belirlenmiş bir bölgede kuluçka hücreleri hazırlarlar. Bu hücrelere yumurtlamak için gelen kraliçe arı, hücrenin temizliğini ve uygunluğunu kontrol ettikten sonra her peteğe birer yumurta bırakarak ilerler. Kraliçe arının büyük bir hassasiyetle hücrelere yerleştirdiği arı yumurtaları yaklaşık 3 gün içinde gelişir. Bu sürenin sonunda hücrelerden beyaz kurt şeklindeki arı larvaları çıkar. Yumurtadan çıkan bu canlıların gözleri, kanatları ve bacakları yoktur. Dış görünüş olarak balarısına hiç benzemezler. Arı larvaları bu dönemdeki düzenli beslenme sonucunda 6 gün içerisinde ilk ağırlıklarının 1500 katına ulaşırlar. Bu noktadan sonra büyüme durur ve pupa aşaması başlar.

YABAN ARISI (Vespula spp. Yellow Jacket)

2,0 – 2,5 cm. boyunda, siyah ve sarı çizgili renktedirler. Yuvalarını toprakta, örneğin eski kemirgen yuvalarının içinde veya benzer deliklerde yapmayı tercih ederler.

Vespula sppYabanarılarının binlercesi tek koloni halinde yaşarlar. İlkbaharın başında tek bir kraliçeden başlayan koloni ilk birkaç ay çok küçüktür. Yaz aylarına gelindiğinde, problem yaratacak populasyona ulaşırlar. Yuvaları bozulduğunda çok saldırgan olurlar ve çok acı vererek sokarlar. Bir kez soktuğunda ölen balarılarından farklı olarak, yabanarıları birçok kez sokabilirler. Leşle beslenen haşereler olduklarından, ağaçlık alanlarda veya arazilerde faydaları vardır. Ancak evlere yakın veya evlerin içinde bulunan koloniler, orada yaşayan insanlar için tehdit oluştururlar. Böyle bir durum fark edildiğinde, koloniler muhakkak elimine edilmelidir. Bu arılarla mücadelenin tehlikeli olması nedeniyle profesyonel bir firmadan hizmet alınması daha doğrudur.

EŞEK ARISI ( Vespula vulgaris )

2,5 – 4,0 cm. boyunda, koyu ve açık kahverengi çizgili renktedirler. Genelde ağaçlarda ve çalılarda, havai kağıt yuvalar kurarlar. Ancak özellikle bu tür arılar, tavan arası, baca, dış duvarlar gibi mekanlarda da yuva kurmayı severler.

Vespula vulgarisEşekarıları bir yıl süreyle yaşayan koloniler kurarlar. Kışı geçirmiş olan kraliçe, ilkbaharla birlikte uygun bir yuva bulur, içine küçük bir petek kurar ve ilk larvayı oluşturur. Bu larva yetişkin bir işçi arıya dönüştüğünde, yuvanın büyütülmesi ve yiyecek bulunmasıyla uğraşırlar. Yuvalarının içini ve peteği, ağaç ve kabuk parçacıklarından yaparlar. Kolonileri tehdit edilirse saldırgan olurlar. Yaz sonunda birkaç yüz işçi arıdan oluşan populasyona ulaşırlar. Sonbahara doğru koloni kraliçeler üretir ve bunlar kışı geçirmek üzere farklı yerlere uçarlar.

Örneğin, herhangi bir yolla ağza, yutağa ya da boğaza kadar ulaşabilen bir eşek arısının sokması durumunda meydana gelecek şişlik insanın boğularak ölmesine neden olabilir. Arılardaki sokma arzusu türlere göre değişir. Ancak kendilerini tehlikede hissettikleri zaman saldırırlar. Özellikle sıcak havalarda yuvalarına yaklaşırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü sıcakta saldırganlıkları artar.

 

YILANLAR ( Ophidia):

Tespit edilen türler

Önemli türleri Coluber caspius  ( Hazer yılanı ), Malpolon monspessulans  ( Çukurbaşlı yılan), Vipera xanthia (Şeritli engerek)’ dir. Türkiye’de yaşadığı bilinen 5 ayrı familyadan 13 cinse bağlı 36 yılan türü vardır. Bunlardan 7’si zehirli, 2’si az zehirli, geri kalan 27 yılan türü ise zehirsizdir.

ÖZELLİKLERİ

albina2Vücut ince, uzun ve silindirik şekilli olup, pullarla kaplıdır. Pulların büyüklükleri ve dizilimi, sistematik açıdan önem taşır. Üyeler körelmiştir. Ancak bazı gruplarda üye kalıntılarına rastlanır. Dış kulak açıklığı, kulak zarı, dış ve orta kulak ile östaki borusu bulunmaz. Göz kapakları yoktur, gözü örten sabit bir şeffaf plak bulunur. Çatalsı dil, ağız kapalıyken bile dışarı uzatılabilir. Dile yapışan koku partikülleri, koku almadan sorumlu olan Jacobson organına iletilir.

Çene kemikleri kaynaşmamıştır. Çenenin sağ ve sol yarıları ile, alt ve üst çeneler birbirinden ayrılabilir. Bu yapı özelliği sayesinde, kendilerinden çok daha iri avları bile rahatlıkla yutabilirler. Kural olarak av önce felç edilir veya öldürülür, sonra da bütün olarak yutulur. Göğüs kemiklerinin (Sternum) bulunmaması, iri avların yutulmasına yardımcı olan diğer bir özelliktir. Kaburgaları çok sayıdadır. Sol akciğer körelmiştir, sağ akciğer ise vücut boyunca uzanır. Diğer tüm organlar da uzun yapılıdır. Boşaltım ürünleri ürik asit formundadır. İç döllenme görülür. Bazılarında güçlü zehir bezleri ve çeşitli tipte zehir dişleri bulunur. Çoğu türde ayrıca, savunma veya karşı cinsin ilgisini çekme amaçlı olarak koku bezleri vardır. Bazı yılan gruplarında ise, avın vücut sıcaklığını algılayabilen (termosensor), kızılötesi ışınlara duyarlı “çukur organları” bulunur.

 

ÇIYANLAR ( Chilapoda):

Tespit edilen türler

En yaygın türü Scolopendra morsitans (çiyan)’dır. En uzun çıyan Scolopendra gigantea olup 35 cm.’ ye ulaşır. Çıyanların 3000 kadar türü tanımlanmıştır.

banded desert centipedeTaş, kaya ve kabuk altlarındaki toprak ve humus içerisinde bulunur. Tüm türler avcılıkla geçinirler yani karnivordurlar. Avlarını küçük Arthropoda (eklembacaklılar) oluşturur. Fakat büyük çıyanlar salyangoz ve kurbağa yavrularını yer. Özellikle gece beslenirler ve çabuk hareket ederler. Av, zehir tırnağı ile yakalanır ve öldürülür. Zehir tırnağı, ağız parçalarını örten gövdenin ilk segmentinden çıkar. Büyük formlarda güçlü zehir tırnakları ile deriyi delebildiğinden, ergin insanlarda birçok rahatsızlığa, küçük çocuklarda ölüme neden olabilir. Yurdumuzda bulunanların insanı sokma yeteneği yok sayılır.

                                                                                



UÇAN  HAŞERELER

 

SİVRİSİNEKLER

Yaşam şekilleri, Biyolojileri ve Zararları

sivrisnkTüm sivrisineklerin yaşam çevreleri yumurta, larva, pupa ve ergin olmak üzere 4 aşamadan oluşur. İlk üç aşama, sucul ortamlarda geçerken, ergin sivrisinek karada yaşar. Bu türlerin dişileri kanla, erkekleri bitki özsuyuyla beslenir. Dişilerin ortalama ömrü 15 – 150  gün, erkeklerin ise 4 – 7 gün arasında değişmektedir. Ergin dişiler kan emdikten sonra vücutlarında geliştirdiği  100 – 150 adet yumurtayı en yakın durgun su birikintisine bırakırlar. Su sıcaklığına bağlı olarak (15 – 40 0C) yumurtalar, larva , pupa evrelerini 10 – 20 gün içerisinde tamamlayarak ergin hale dönüşürler.

Anopheles spp. , Culex spp. ve larvaları

 

SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI (BİOTOPLARI);

Bataklıklar ve yavaş yavaş akan akarsular, göller, dere ve nehir kıyısındaki durgun su odakları,

Çayır ve ormanlık alandaki biriken kar ve yağmur suları,

Sulama kanalları, çeşme yalakları,

Çeltik üretim tarlaları,

Temel çukurları, taş oyukları, ağaç kovuklarında biriken sular,

Konutların balkonunda bulunan saksı, bidon gibi su biriken kaplar,

Bahçelerde bırakılan fıçı, kova ve oto lastikleri,

Açıkta akan lağım suları ve foseptik kuyuları.

CULEX, ANOPHELES, AEDES YUMURTALARI;

Su Isısı ( 0C )

10

15

20

25

30

35

Larva dönemini tamamlama süresi (gün)

30 – 40

26

18

14

11

7

CULEX, ANOPHELES, AEDES LARVALARI;

Su Isısı ( 0C )

15

20

25

Pupa dönemini tamamlama süresi (gün)

4 – 5

2,5

> 1,5

Ergin sivrisinekler üredikleri alandaki ot, yosun, bitki özsuyu ve birikinti sularla beslenerek 6 – 12 saat içerisinde döllenmek amacı ile üreme ortamını terk ederler.

DÖLLENEN DİŞİ SİVRİSİNEĞİN EMME VE YUMURTA GELİŞTİRME EVRESİ;

Ortam Isısı ( 0C )

15

30

35

Yumurta geliştirme evresi (gün)

7

1 – 2

> yumurta gelişmez

SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

  • Protozoonlar (Sıtma)
  • Helmintler (Brugia malayi, Wuchereria bancrofti)
  • Arbovirüsler (Deng humması, Sarı humma, Batı nil humması)
  • Meningo – Ensefalitler (St.Louis ensefaliti, Batı at ensefaliti, Kalifornia ensefaliti)



KARASİNEKLER

Tespit edilen  Türler

  • Musca spp.
  • Famma spp.
  • Muscina spp.
  • Stomoxys spp.

 Yaşam şekilleri

karasinekKara sinekler kokuya çok hassas oldukları gibi ısıya da çok duyarlıdırlar. Sık sık bulundukları çalılıklarda yada bitkilerin yapraklarının gölgesinde dinlenirler. Beslenme yerleri hayvan ve insan artıkları, geniş çapta da hayvan ve insan dışkılarıdır. Gündüzleri yiyecek temin edebilecekleri yerlerde yaşayan bu sinekler geceleri dinlenmek için eşyaların kenarlarında , iplerde, tellerde ve tavanlarda konaklarlar.

Çöplük ve lağım birikintileri bu sinekler için ideal beslenme yerleridir. Her türlü  organik atıkların bulunduğu ortanda hayat bulur.

Erginlerin ömrü 40 – 50 gündür. Yaşamı boyunca 5 – 6 defa, her defasında 100 – 150 yumurta yaparlar. Bu yumurtalar ortam sıcaklığına bağlı olarak 16 – 35 0C’ de 7 – 44 günde yumurta, larva, pupa evrelerinden sonra ergin hale gelirler.

Yediklerini tekrar besinlerin üzerine kusarak dekompoze eder ve kendilerinin yiyebileceği şekle dönüştürürler. Bu sinek türleri vücutlarının gerek iç gerek dış yapısında; virüsler, bakteriler, protozoalar, helminth yumurtaları gibi  patojen mikroorganizmaları taşıyarak bir çok hastalığın bulaşmasına sebep olurlar.

KARASİNEK MÜCADELESİ

Yandaki resimde fiziksel mücadele kapsamında uygulamasını yaptığımız sinek tuzağının, kullanım alanı olarak oldukça geniş bir alana etki ettiğini görmekteyiz. Kullanım sonucunda çok sayıda karasineği iç kısmında toplamak suretiyle ortamdaki karasinek problemini rahatlıkla çözdüğü görülmüştür.  Bu nedenle karasinek problemi olan işletmelerde ve diğer alanlarda bu ürünün kullanımının uygulama da güvenilirlik arz ettiğini  belirtmek gerekir.

Bahsi geçen sinek tuzağı, etrafına sinekleri cezbedici bir koku yayarak, kendine doğru çekmekte ve iç kısmına sineklerin toplanmasına sebep olmaktadır. İç kısma giren sinekler dolayısıyla dışarı çıkamamakta ve bu kısımda kalmaları yoluyla ölümleri  gerçekleşmektedir. Kullanımı kolay ve pratik olan bu ürünün, dış alanlar da kullanımı tercih edilmekte ve kesin çözüm sağlamaktadır.

Karasinek mücadelesinde ayrıca; iç alanlarda pülverize uygulama, karasinek gözlem noktaları, yapışkan bantlar, dış alanlarda; atomizör uygulama, pülverize uygulama, vb. çalışmaları programlayarak uygulamalarımızı    sürdürmekteyiz

FARELER (KEMİRGENLER)

 

Tespit edilen  Türler

Rattus norvegicus L. (Norveç sıçanı, lağım sıçanı) 

Sırt rengi açıktan koyu kahverengiye kadar değişir. Kuyruk kısa, kulaklar küçük ve kaba burunludur. Yılda 2 – 7 doğum yapar ve her doğumda 5 – 14 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 200 – 400 g., boyu 18 – 25 cm.’ dir. Ortalama 3 – 4 yıl yaşarlar. Kentsel ve kırsal alanlarda yaygındırlar. Oyuklar, çöplükler, kanalizasyonlar iç ve dış alanlar yaşam yerleridir.

                                                                     

                                                                                                                                                              Resim: Rattus norvegicus L.

  Rattus rattus L.  (Ev sıçanı, Çatı sıçanı )

Sırt rengi koyu kahverengiden siyaha kadar değişir. Burun sivri, kuyruk uzun ve kulakları geniştir, ayrıca iyi bir tırmanıcıdır. Yılda 2 – 7 doğum ve her doğumda 5 – 14 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 120– 175 g.,  boyu 16 – 21 cm.’ dir. Sıklıkla yer üstünde, yer altında, ağaçlarda, evlerde, paketleme yerleri, ürün depolarında, gemi ve limanlarda  yaşar. Dünyanın her yerine dağılmıştır.

Metin Kutusu: Resim:  Rattus rattus L.

                                                                                     

  Mus musculus L. (Ev Faresi):

Sırt açık veya koyu gri rengindedir. Yılda 4 – 8 doğum ve her doğumda 6 – 12 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 9 – 25 g., boyu 7 – 8 cm.’ dir. Hastalık nakletme ve hasar vermesi diğer iki türe göre daha azdır. Evlerde, yiyecek depolarında, kilerlerde, ambarlarda, kovuk ve duvar içlerinde yaşadığı için mücadelesi daha zordur. Özel tedbirlerin alınması gerekir.

 

Yaşam şekilleri

Fareler kendilerini korumak ve yavrularını saklamak için barınak ararlar. Aynı zamanda dinlenmeye de meraklı olduklarından yuvalarını kolay erişilmeyecek yerlere yaparlar. Farelerin en iyi yuvalandıkları yerler binaların bodrum katları, kapalı ve gizli kalmış köşeler,atılmış eşyaların arkaları, kovuk ve duvar içleridir. Fareler insanların ve diğer düşmanların ulaşamayacağı yerlerde gizlenirler.

İnsan sağlığına ve çevreye verdikleri zararlar

İşletmeleriniz ve  bağlı birimlerinde; yoğunlukla karşılaşılabilen kemirgen (fare – sıçan) türleri  insanlar ve çevre  için büyük risk ve hastalık taşıyan zararlı hayvanlardır. Veba, Tifüs Salmonellosis, Kuduz, Leptospiroz veya enfeksiyoz sarılık, Lymphocytic choriomeningitis (Lenfositik koryomenenjit), Humma ve bağırsak parazitleri gibi hastalıklara neden olurlar. Salgın hastalıklar içinde veba en korkunç olanlarından biridir. İnsanlık tarihinde derin acılar bırakmıştır.

Bu zararlılar evlerde, depo ve işyerlerinde her türlü besin maddelerini yer, tahta eşyaları (mobilya) kâğıt ve kitapları kemirir. Çuval ve ambalaj kutularını parçalayarak depo edilen maddelerin zarar görmesine neden olmakla birlikte, pislik ve sidikleri ile besin maddelerini kirleterek kullanılmayacak hale getirirler. Ayrıca keskin dişleriyle binaları, sert maddeleri, kurşun ve demir boruları , elektrik kablolarını tahrip ederler. Hatta kısa devrelere yol açarak, elektrik kaynaklı yangınlara da sebebiyet verirler.

 

KUŞLAR (Aves)

Tespit Edilen Bazı Türler

Columbiformes  (Güvercinler)Corvus monedula (Şehir kargası)Corvus corax (Kuzgun) Passer domesticus ( Ev serçesi)P. montanus (Dağ serçesi),Sturnus vulgaris (Sığırcık)

Yaşam Şekilleri, Biyolojileri ve Zararları

Kuşlar yumurtlayan canlılar olup havada uçan, kısmi olarak uçamayan türleri de olan canlılardır. Koloni yada tek olarak yaşayabilirler. Genel anlamda yuvaları; evlerin saçak altlarında, harabelerde, su kaynakları yakınlarında, yüksek ağaçlarda bulunur. Yuvalarını çamur, ot v.b şeyler ile kendileri yapmakta yada hazır olan ağaç kovukları, mağaralar, suni yuvaları kullanırlar. Kuşlar yılda ortalama 1 – 2 kere yumurtlarlar. Her seferinde 4 – 8 arasında yumurta bırakırlar, ve 15 – 25 gün kuluçka döneminden sonra çıkan yavrular 15 – 20 gün içinde uçacak hale gelir. Ortalama olarak kargalar 30 – 100, serçeler 15 – 40, sığırcıklar 15 – 20 yıl yaşarlar.

 

KARINCALAR

Tespit Edilen Bazı Türler

Yaprak Kesici Karıncalar

Dokumacı Karıncalar

Hasatçı Karıncalar

Bal Karıncaları

Odun Karıncaları

Lejyoner Karıncalar

Kadife Karıncalar

Ateş Karıncaları

Çalışkan Karıncalar

Çöl Karıncaları

Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip olan canlılar, karıncalardır. Her yeni doğan 40 insana karşılık, 700 milyon karınca dünyaya gelir.

Böcek türlerinin en “sosyal”lerinden biri olan karıncalar, son derece iyi “örgütlenmiş” bir düzen içinde, “koloniler” denen topluluklar halinde yaşarlar. Örgütlenmeleri öyle gelişmiş bir düzen içindedir ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa sahip oldukları bile söylenebilir. Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve savaşırlar. Hatta “terzilik” yapıp, “tarım”la uğraşan, “hayvan yetiştiren” koloniler bile vardır. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.

Karıncaların 80 milyon yıl önce arkaik bir yabanarısı türü olan “Tiphiidae”den türediklerini, 65 – 40 milyon yıl önce aniden “kendi iradeleriyle” sosyalleşmeye başladıklarını ve böceklerin evriminin en üst basamağını oluşturdukları iddia edilmektedir.



KURU MEYVE ZARARLILARI

Ambar zararlıları söz konusu olduğu zaman kuru meyve kavramı oldukça geniş bir ürün (incir, üzüm, kayısı, erik, fındık, fıstık,ceviz,badem) grubunu kapsamına alır. Bu ürünler ülkemiz ihracatında önemli yer tutan ürünlerdir. İhracata dönük olması bu ürünlerin ambarlama döneminde böcek bulaşmalarından ve zararlılarından mutlaka korunmasını gerektirir.

Önemli türler şunlardır; Ephestia cautella (İncir kurdu)Ephestia  figuliella (Kuru incir güvesi)Plodia interpunctella (Kuru meyve güvesi)Oryzaephilus surinamensis (Testereli böcek),  C. bipustulatus, Carpophilus hemipterusC. mutilatus,C.  Obsoletus (Ekşilik böcekleri)Carpoglyphus lactis (Kuru meyve akarı)



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret27601
MacroPest
Macropest Bir Kurumsal Pest kontrol Şirketidir